Kronik Böbrek Yetmezliğine Yol Açan Sebepler

Ülkemizde kronik böbrek hastalığı sıklığı % 15.7 olarak bildirilmektedir. Bu oran her 7 kişiden 1’inin değişik evrelerde kronik böbrek hastalığı olduğunu düşündürmektedir. Kronik böbrek hastalığına yol açan nedenin bilinmesi hastalığın son dönem böbrek hastalığına ilerleme sürecini yavaşlatmak amacıyla yapılacak olan tedavilere yön vermesi açısından oldukça önemlidir. Biyopsi sonuçları böbrek nakli sonrası kronik böbrek hastalığına yol açan sebebin nakil böbrekte tekrarlama olasılığı da net olarak ortaya koyar. Böylece nakil sonrası immunsupresif ilaç dozlarına karar verilmesini de sağlar.

Bu hastalara erken dönemde yapılacak böbrek biyopsileri kronik böbrek hastalığı nedenini ortaya çıkarabilir. Ancak geç dönemde yapılacak biyopsilerde ilişkili hastalıklara yönelik değişiklikler izlenemez ve çoğu kez sebebi bulunamaz. Bu nedenle görüntüleme yöntemlerinde küçüldüğü görülen böbreklere biyopsi yapılması önerilmez.

Devamını Oku

Kronik Böbrek Yetmezliği ve Tedavi Seçenekleri

Çeşitli hastalıklara bağlı olarak böbrekler görevlerini yapamadığında kronik böbrek yetmezliği ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda da kanda bazı zararlı maddeler yükselerek, vücudun dengesini bozar. Tansiyon yüksekliği, yüz, el ve ayaklarda şişme, iştahsızlık, bulantı, kusma, aşırı halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı belirtiler arasındadır. Bu belirtiler ortaya çıktığında mutlaka bir hekime başvurmalısınız.

Tedavi Seçenekleri:

  • Hemodiyaliz
  • Periton Diyalizi
  • Böbrek Nakli

Son dönem böbrek yetmezliğinin tedavisindeki 3 seçenektir. Hekim tarafından tedavi seçenekleri hastaya anlatılır ve hasta için en uygun olanı seçilir. Seçilen tedavi başladıktan sonra da gerektiğinde bir diğer tedaviye geçilebilir. Örneğin: hemodiyaliz ya da periton diyalizi ile tedaviye başlayan hasta, uygun böbrek vericisi bulduğunda böbrek nakli olabilir.

 

Yük. Hmş. Mine URAZ
Organ Nakli Koordinatörü

Böbrek Fonksiyonlarını Korumak İçin Neler Yapılmalıdır?

Böbrek koruyucu tedaviler böbrek yetmezliğinin erken evrelerini de içine alacak şekilde uygulanmalıdır. Böylece böbrek hastalığının ilerleme hızı yavaşlatılarak diyalize başlama zamanı geciktirilebilir. Böbrek fonksiyonlarını korumak ve böbrek hastalıklarının hızını yavaşlatmak için aşağıdaki uygulamalar yapılabilir:

  • Kan basıncının kontrolü: Yüksek tansiyon böbrek hasarını artırır ve kalp damar hastalığı gelişimini kolaylaştırır. Başta tuzsuz diyet olmak üzere yaşam tarzı değişiklikleri ve çeşitli ilaçlar bu amaçla kullanılır. Hedeflenen kan basıncı hastanın yaşına ve protein kaybı miktarına göre değişse de 140/90 mmHg ‘nın altında olmalıdır.
  • Kan şekerinin kontrolü: Böbrek hastalığının hem gelişme riskini azaltır hem de ilerlemesini yavaşlatır. Şeker hastalığında böbrek yetmezliği gelişmemesi ve ilerlememesi için üç aylık ortalama kan şekeri değerini gösteren HbA1c testi 7.0’nin altında olmalıdır.
  • Diyetle alınan protein miktarının azaltılması: Yüksek protein içerikli gıdalarla beslenmek böbreğin iş yükünü artırır ve böbrek süzme işlevindeki azalmayı hızlandırır. Bu nedenle diyetteki proteinli gıdalar beslenme bozukluğuna yol açmayacak şekilde kısıtlanmalıdır.
  • Şişmanlığın tedavisi: Kilo vermek tansiyon kontrolü ve böbrekten protein kaybının azaltılmasını sağlayarak böbrek fonksiyonlarını korumak üzerinde olumlu etkilere sahiptir. Şişmanlığın tedavisinde diyet ve aşırı olmamak şartıyla egzersiz önerilmektedir.
  • Sigaranın bırakılması: Sigara kalp damar hastalığına yol açtığı ve böbrek hastalığının ilerlemesine neden olduğundan sigara içilmemeli, içiliyorsa bırakılmalıdır.
    İdrarla atılan protein miktarının azaltılması: İdrarla protein kaybı böbrek yetmezliğnin ilerlemesine katkıda bulunan en önemli faktörlerden biridir. Diyabetik ve diyabetik olmayan kişilerde proteinürinin azaltılması böbrek yetmezliği sürecini yavaşlatır. Bu hastalarda kan basıncının normalleştirilmesi ve uygun ilaç tedavisi en uygun yaklaşımdır.
  • Böbreğe zararlı olabilecek ilaçlardan kaçınılmalı: böbrek hastalarında ağrı kesiciler(romatizmal ilaçlar), bazı antibiyotikler ve bazı ilaçlı film çekimleri (bilgisayarlı tomografi ve magnetik rezonans(MR) ve angio uygulamaları) böbrek yetmezlik riskini artırır.

 

Yard. Doç. Dr. Ayşe Sinangil

İstanbul Bilim Üniversitesi
İç Hastalıkları A.B.D./Nefroloji B.D

Böbrek Taşı Neden Oluşur?

Böbrek Taşları Neden Oluşur?Temel olarak taş oluşumuna yol açan iki durum söz konusudur; ya idrarı oluşturan sıvı kısmının az birlikte atılan katı maddelerin (kalsiyum, ürik asid, oksalat vb.) fazla olması, ya da idrar içinde bulunan ve taş oluşumunu engelleyici (sitrat ve magnezyum) bazı maddelerin azlığıdır. Bu durumlar, farklı tipte kristallerin idrarda çökmesine neden olur.
Böbrek taşı oluşumu tek bir nedenden çok, birden fazla faktörün etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Genel olarak metabolik ve çevresel bazı faktörler ön plandadır. Taş oluşumunu etkileyen faktörler arasında; genetik, cinsiyet, yaş, coğrafya, iklim ve mesleki özellikler bulunmaktadır.
Taşlar böbrek, idrar torbası, üst ve alt idrar yollarındaki yerine göre farklı klinik şikayetlere yol açarlar. Semptomlar taşın büyüklüğüne, lokalizasyonuna, pozisyonuna ve infeksiyon gibi komplikasyonların varlığına bağlı olarak değişiklik gösterebilir.
Bazı hastalarda yan ağrısı gibi tek şikayet olduğu gibi bazı hastalarda kanlı idrar eşlik edebilir. Üriner enfeksiyona bağlı olarak ağrılı idrar yapma, sık idrar yapma isteği ve bazen de ateş görülebilir. Bazı renal taşlar hiç şikayet yapmayabilir.
Böbrek taşları rahat düşürülebiliyorsa genellikle ciddi bir problem oluşturmazlar. Taşa bağlı tıkanıklık çok uzun süreli olmadığı sürece kalıcı bir hasar yaratmaz. Ancak farkına varılmadan tıkanıklık devam ederse enfeksiyon ve kalıcı böbrek hasarları gözlenebilir. Çok sık nüks eden taşlarda, tıkamayla birlikte enfeksiyon varlığında ve iri taşlı sık ameliyat geçiren hastalarda zaman içinde böbrek fonksiyonlarında değişim gözlenebilir.

 

Yard. Doç. Dr. Ayşe Sinangil

İstanbul Bilim Üniversitesi
İç Hastalıkları A.B.D./Nefroloji B.D

Böbrek Ağrılarının Sebepleri ve İlişkili Hastalıklar

Böbrek hastalıkları çoğu zaman sinsi ve sessiz seyirli olup son dönem böbrek yetmezliği gelişene kadar fark edilmeyebilir. Böbrek ağrısı hekime başvuruya neden olan en önemli şikayetlerden biridir. Ağrı özelliklerine göre iki gruba ayrılır. Birinci tip ağrı sürekli, künt ve belli belirsiz bir şekilde böğür (lumbal kısım) bölgesinde hissedilir. Hastalar kronik ağrıya bağlı huzursuzluk hissi içinde olsa da günlük aktivitelerini sürdürebilir. Bu tip ağrı, böbrek çevresindeki zarın gerilmesi veya çevresindeki iltihabi olaylar sonucu oluşur. Nefron böbreğin idrar oluşumunda rol oynayan en küçük birimidir. Glomerülonefritler, nefronun ailesel yatkınlık ve/veya bağışıklık sisteminde defekt sonucu oluşan iltihabi hastalıklarıdır. Ülkemizde diyabetes mellitus ve hipertansiyondan sonra kronik böbrek hastalığının 3. sıklıktaki nedenidir. Glomerülonefritler sırasında görülen iltihabi içerik artışı; böbrek dokusunda genişleme ve zarında gerilmeye neden olarak oluşan ağrıya örnek verilebilir ve genelde her iki böbrekte de hissedilir. Böbreğin çevresindeki zarın iltihabına bağlı görülen ağrının en tipik örneği ise pyelonefrit denilen böbrek dokusunun mikrobik iltihaplarıdır. Burada ağrı genelde tek taraflıdır. Böğür ağrısının pankreas, kas ve cilt hastalıkları gibi böbrek dışı nedenlerle de olabileceği unutulmamalıdır.
Öte yandan ağrı bazen çok şiddetli ve kıvrandırıcı vasıfta ortaya çıkar. Kolik tip ağrı denilen bu durumda hastalar çoğu kez çok huzursuzdur. Ağrı hastalar tarafından kramp girer ya da bıçak saplanır gibi ifadelerle anlatılır. Genellikle ağrıya bulantı ve kusma eşlik eder. Kolik tip ağrı idrar boşaltım yollarında meydana gelen tıkanıklıklar sonucu oluşur. Boşaltım sistemindeki kasların bu tıkanıklığı yenmek için yaptığı kasılma sırasında hissedilen ağrı tipidir. En önemli nedeni böbrek taşlarıdır. Böbrek taşlarının boşaltım sistemini herhangi bir seviyede tıkaması bu tabloya neden olabilir. Diğer nadir nedenleri arasında boşaltım kanalının böbrek kanaması sırasında pıhtı ya da tümör ile tıkanması sayılabilir. Tıkanıklığın ortadan kalması ile ağrı aniden geçer ve hasta büyük bir rahatlık hisseder.

 

Doç. Dr. Gülay Kadıoğlu Koçak
İstanbul Bilim Üniversitesi
İç Hastalıkları A.B.D./Nefroloji B.D.

Search

+